Dolarla alışveriş yapmayın
Başbakan Erdoğan, Ekim ayı 'Ulusa Sesleniş' konuşmasında terörle mücadele ve küresel krize ilişkin önemli mesajlar verdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, son dönemde artan terör olaylarına karşı birlik ve beraberlik çağrısı yaparak, "Duygu birliğini koruduğumuz, kışkırtma ve tahrikler karşısında birbirimizden şüphe duymak yerine daha sıkı kenetlendiğimiz sürece bölücü terörün hain saldırıları asla amacına ulaşamayacaktır.
Ben etnik kökeni, inancı, yaşam biçimi ne olursa olsun hiç bir vatandaşımızın devletine, milletine, bayrağına, vatanına ve cumhuriyet değerlerine sadakatinden asla şüphe duymuyorum. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, bizleri kan bağından çok daha yüksek değerlerle birleştirmiş, birbirimize bağlamıştır" dedi.
Terörle hak aranmayacağına da vurgu yapan Erdoğan, terörün yaşattığı acılardan kurtulmak için herkesi teröre karşı kararlı bir duruş sergilemeye davet etti.
Başbakan Erdoğan, Ekim ayı 'Ulusa Sesleniş' konuşmasında terörle mücadele ve küresel krize ilişkin önemli mesajlar verdi. Sözlerine cumhuriyetin ilan edilişinin 85. yıldönümünü kutlayarak başlayan Başbakan Erdoğan, "Düne ait korkularımızı, fobilerimizi, güvensizliklerimizi aşmamızın yolu bana göre artık dünün Türkiye'sinde yaşamadığımızı görmekten, anlamaktan geçiyor.
Onun için, Cumhuriyetimizin 85 yıllık mazisine bakmayı, dün ile bugünümüzü kıyaslamayı önemsiyorum. Bu mukayesede, Türkiye'nin hiç bir alanda dünden daha geri olmadığı ortaya çıkacaktır. Özgüvenimiz başta olmak üzere refah seviyemiz, hak ve hürriyetlerimiz, dış itibarımız, ekonomik imkânlarımız, sosyal bağlarımız düne göre bugün çok daha ileridedir" diye konuştu.
'Cumhuriyet değerleri etrafında kenetlenelim'
Atatürk'ün 'en büyük eserim' dediği cumhuriyet değerleri etrafında her zamankinden daha güçlü bir şekilde kenetlenilmesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bizi tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan yapan yüksek değerlerimizi daha gür bir sesle yüceltmenin tam zamanıdır. Kardeş kavgası çıkarmak için beyhude bir çaba içinde olan şer ve nifak odaklarına aziz milletimizin tek yürek olarak bir kez daha en anlamlı cevabı vereceğine inanıyorum.
Bu duygu birliğini koruduğumuz, kışkırtma ve tahrikler karşısında birbirimizden şüphe duymak yerine daha sıkı kenetlendiğimiz sürece bölücü terörün hain saldırıları asla amacına ulaşamayacaktır. Ben etnik kökeni, inancı, yaşam biçimi ne olursa olsun hiç bir vatandaşımızın devletine, milletine, bayrağına, vatanına ve cumhuriyet değerlerine sadakatinden asla şüphe duymuyorum.
Unutmayalım ki biz, en zor zamanlarında dünyaya birlik ve beraberliğin eşsiz örneklerini göstererek bugünlere gelmiş büyük bir milletiz. Farklılıklarımız içinde birlik olmayı başarmış, kederde ve sevinçte kader birliği yapmış bir milletiz.
Birlik ve beraberliğimizin, kardeşlik bağlarımızın eşsiz zaferi üzerinde yükselen Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak ebediyen yaşayacaktır. Onun için hep diyoruz ki, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, bizleri kan bağından çok daha yüksek değerlerle birleştirmiş, birbirimize bağlamıştır.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti, etrafımızda yaşanan bütün olumsuz gelişmelere, küresel ekonomik krizlere rağmen, demokratik gelişme ve ekonomik kalkınmasını birlikte sağlayarak bölgesine istikrar ve refah ihraç eden bir ülke haline gelmiştir.
Bunda, son yıllarda yakaladığımız siyasi ve ekonomik istikrarın büyük payı vardır. Milletçe, bu güven ve istikrar ortamını koruyarak birlik ve bütünlüğümüze sahip çıkacak, Cumhuriyetimizin temel değerlerini her türlü sosyal ve siyasi tartışmanın üzerinde tutmaya devam edeceğiz. İnanıyorum ki bundan sonra da, Cumhuriyetimizin çağdaşlaşma hedefleri doğrultusunda çok daha büyük mesafeler kat edecek, çok daha büyük başarılarla cumhuriyetimizi taçlandıracağız".
'Terörle hak aranmaz'
Başbakan Erdoğan, son dönemde artan terör olaylarına da değinerek, "Bir gerçeği hep birlikte haykıralım istiyorum. O gerçek şudur. Terörle, hak aranmaz. Bu yolla da hiçbir yere varılamaz. Terör, her şeyden evvel yaşama hakkının düşmanıdır. Hiç kimse, yok ettiği şeyi savunamaz, savunuyor gibi de gösterilemez.
İnsanlarımızın yaşama hakkına kast eden terörü, kimse bir hak arama yöntemi olarak göremez, gösteremez. Terör bir vahşettir, bir insanlık suçudur. Refah ve özgürlüklerin önündeki en büyük engel, terördür. Terör, demokrasinin de, ekonomik kalkınmanın da, iyi ve güzel olan her şeyin de düşmanıdır.
Terörün yaşattığı acılardan kurtulmak istiyorsak, hepimiz teröre karşı kararlı bir duruş sergilemek durumundayız" dedi. Terörle mücadelenin tek boyutlu biçimde sürdürülemeyeceğini yaşanan acı tecrübelerden bildiklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, gerek askerlerin gerek polislerin eli silahlı teröristle mücadelesini büyük bir fedakarlıkla yürüttüğünü kaydetti.
Terörle mücadelenin güvenlik boyutunun dışında sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel ve diplomatik boyutları olduğuna dikkati çeken Erdoğan, bu adımların geçmişte ihmal edilmiş olabileceğini ancak o günlerin artık geride kaldığını bildirdi. Hükümet olarak her alanda atılması gereken adımları kararlılıkla hayata geçirdiklerini belirten Erdoğan, geçen 6 yılda önemli demokratik açılımları hayata geçirdiklerini, insanlara en ileri demokrasi standartlarını sağlamak için çalıştıklarını, çalışmaya devam edeceklerini söyledi.
'Terörün zemini yoksulluktur'
Başbakan Erdoğan, terörün istismar ettiği sosyo-ekonomik şartları değiştirmek için de aynı kararlılıkla mücadele ettiklerini kaydetti.
Bu tabloyu değiştirmek, insanlara yolu olmadan, suyu olmadan, okulu, hastanesi olmadan, işi maişeti olmadan geçen o meşakkat dolu yılları unutturmak için büyük bir atılım hamlesinin içinde olduklarını ifade eden Erdoğan, bu ülkenin bütün insanlarına, cumhuriyetin bütün vatandaşlarına insanca bir hayat standardı sağlamakla görevli olduklarını dile getirdi.
Meseleye ilk göreve geldikleri günden bu yana hassasiyetle ve dikkatle yaklaştıklarını belirten Erdoğan, geçen 6 yılda gelişme ve refahtan az pay alan şehirlerin, ilçelerin, köylerin durumunda da önemli iyileşmeler yaşandığına işaret etti.
Bu iyileşmenin istenen seviyede olmadığını, bölgede sıkıntıların tümüyle sona erdiğini, insanların bütün beklentilerinin karşılandığını söyleyemeyeceğini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Ama bu sıkıntıların sona ereceği daha aydınlık günler için gerekli iradenin bugün görünür hale geldiğini, devletimizin sıkıntıları giderme azmiyle büyük bir gayret içinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz" dedi.
Erdoğan, Güneydoğu Anadolu bölgemize can suyu taşıyacak olan GAP Projesi'nin bu bölgenin çok geniş ölçekte geleceğinin teminatı olacak bir proje olduğunu söyledi.
Hükümet olarak bölgenin kalkınması için yoğun ve çok yönlü biçimde çalışmaları sürdürdüklerini, bu konuda her türlü katkıya, fikre, projeye ve teklife de açık olduklarını belirten Erdoğan, "Her şeyden önce herkesin gidip bu illerimizi, ilçelerimizi ziyaret etmesi, oradaki insanlarımızla kucaklaşması, hallerini, hatırlarını sorması lazım" dedi.
Ekim ayı içerisinde bölgeye yönelik gerçekleştirdiği ziyaretleri sıralayan Başbakan Erdoğan, özellikle Diyarbakır'a yönelik yatırım ve projeleri anlattı.
Erdoğan, son dönemde terör olaylarının yeniden ortaya çıkmasının altında yatan sebebin de bu yatırımlar olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: "Çünkü terörün ardındaki odaklar bölgeye hizmet gelmesini, bölgenin kalkınmasını, burada yaşayan insanlarımızın daha iyi şartlarda yaşamasını istemiyorlar.
Onlar burada yaşayan insanların çilesi bitmesin, bu bölge hiç kalkınmasın istiyorlar. Neden istemiyorlar? Çünkü terörün zemini yoksulluktur, imkansızlıktır, istikrarsızlıktır, işsizliktir. Biliyorlar ki bu bölgede işler tamamen düzelirse, insanlarımızın yüzleri gülerse, ocakları şenlenirse terör kendine burada zemin bulamayacak, yer bulamayacak, istismar edemeyecek, o küçük yavrularımızı kandıramayacak. Ama biz ülkemizin her köşesini kalkındırmakta, her yerde insanımızın sıkıntılarını sona erdirmekte, Türkiye'yi bir bütün olarak aydınlık günlere taşımakta kararlıyız."
'Ekonomimiz dirençli bir yapıdadır'
Başbakan Erdoğan, 'Ulusa Sesleniş' konuşmasında küresel krize ilişkin de önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin özellikle 1980'lerden sonra AKP iktidarına kadar hemen her 2-3 yılda bir ekonomik kriz yaşadığını hatırlatan Erdoğan, en son 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan finansal krizin, Türkiye ekonomisini çok derinden etkilediğini, ülke olarak 'nerede hata yapıldığını' sorgulama fırsatı verdiğini kaydetti.
2002 yılı sonunda iktidara geldiklerinde öncelikle ekonominin acil ihtiyaç duyduğu yapısal reformlara eğildiklerini ifade eden Erdoğan, siyasi ya da popülist nedenlerle cesaret edilemeyen reformları tam bir kararlılık ve cesaretle hayata geçirdiklerini söyledi.
Reformları, demokratikleşme çabalarıyla, Avrupa Birliği katılım süreciyle ve aktif dış politikayla güçlendirdiklerinin altını çizen Erdoğan, bankacılık sistemini, yeniden ele aldıklarını, finans sistemini düzenlediklerini, mali disiplinden hiçbir şart altında asla taviz vermediklerini, sosyal güvenlik reformunu çıkardıklarını, istihdam üzerindeki yükleri azalttıklarını, vergi yüklerini imkanlar ölçüsünden aşağıya çektiklerini, Türkiye'nin büyük oranda dışa bağımlı olduğu enerji noktasında, kendi kaynaklarını harekete geçirecek tarihi projeler başlattıklarını kaydetti.
Erdoğan, "Bu ve benzeri reformlarımız sayesinde Türkiye ekonomisini oldukça sağlam, sağlıklı, dirençli bir yapıya kavuşturduk" şeklinde konuştu.
'Felaket senaryoları çizenler büyük bir yanılgı içinde'
Erdoğan, geçmişte, en küçük bir küresel dalgalanmadan etkilenen, en küçük bir siyasi çalkantıda dengesini yitiren ekonominin bugün her türlü şoku, her türlü dalgalanmayı karşılayabilecek bir yapıya kavuştuğunu vurguladı.
Türkiye ekonomisindeki bu köklü değişimi göremeyenlerin çok büyük bir yanılgı içinde olduklarını belirten Başbakan Erdoğan, "Küresel dalgalanmalar karşısında felaket senaryoları çizenler çok büyük bir yanılgı içindeler. En küçük bir dalgalanma olduğunda topluma karamsarlık pompalamaya çalışanlar çok büyük bir yanılgı içindeler. Türkiye ekonomisini, geçmişin parametreleriyle değerlendirenler çok büyük bir yanılgı içindeler" dedi.
Bundan 6 yıl önce Türkiye'nin yılda 36 milyar dolar ihracat yaptığını, bugün yıllık ihracatın geçen ay sonu itibariyle 133 milyar doları aştığını anlatan Erdoğan, 6 yıl önce 233 milyar dolar olan gayri safi yurtiçi hasılanın bugün 659 milyar dolar olduğunu, 2008 sonu itibariyle de 750 milyar dolara doğru ilerlediğini söyledi.
Türkiye'nin bundan 6 yıl önce yüzde 62.7 oranında faiz ödediğini, bugün faizi yüzde 20'lere kadar çektiklerini belirten Erdoğan, "Hangi ekonomik göstergeyi ele alırsanız alınız, şu 6 yıllık süreçte kat kat iyileştiğini göreceksiniz. Esnafımızı, tüccarımızı, çiftçimizi, sanayicimizi, ihracatçımızı asla yalnız bırakmadık. Eğitim dedik, sağlık dedik, emniyet dedik, adalet dedik ve bunları ülkemizin her bir köşesine eşit şekilde ulaştırmanın mücadelesi içinde olduk. Türkiye'yi bir enerji geçiş üssü haline getirdik, yerel kaynaklarımızı harekete geçirmeye başladık" dedi.
Erdoğan, 2002 yılına kadar 79 yılda 6 bin kilometre duble yol yapıldığını, sadece 6 yılda buna tam 9 bin kilometre duble yol ilave ettiklerini hatırlattı. Toplu Konut İdaresi'nin de bugün Türkiye genelinde 500 bin konut hedefine ulaşmak için kararlılıkla çalıştığına işaret eden Erdoğan, şu ana kadar 320 bin konutun inşasının devam ettiğini, 220 bin konutu da sahiplerine teslim ettiklerini hatırlattı.
Erdoğan, "İşte tüm bu atılımlarımız sayesinde, Türkiye ekonomisini korunaklı bir hale getirdik. 'Küresel krizin Türkiye'ye etkisi az olacak', 'Kriz Türkiye'yi teğet geçecek' derken, işte, Türkiye ekonomisinin sağlam yapısına işaret ederek bunu söylüyoruz" mesajını verdi.
'Krizi tribünden izlemiyoruz'
"Türkiye'de, birçok ulusal ve küresel krizde, geçmişte defalarca yaşandığı gibi, bu küresel krizi asla tribünlerden izlemiyoruz" diyen Başbakan Erdoğan, bütün kurumların, tamamıyla bir koordinasyon ve uyum içinde gelişmeleri takip ettiğini kaydetti.
Erdoğan, şöyle konuştu: "Gerekli önlemler alındı, alınıyor, vakti zamanı geldikçe de bu önlemlerimizi kararlılıkla uygulamaya koyuyoruz, koyacağız ve önümüzdeki ayın 15'inde de Washington'da G20 ülkeler zirvesine katılacak orda da bu değerlendirmeleri hep birlikte yapacağız. Bankacılık sistemini, finans sistemini, para hareketlerini saniye saniye takip ediyoruz.
Merkez Bankamız gelişmeler karşısında gerekli önlemleri anında uygulamaya koyuyor. Hazinemiz, maliyemiz, dış ticaretten sorumlu bakanlığımız tam bir koordinasyon içinde, birlikte toplanıyor bir araya geliyor, ilgili görüşmemiz gereken yerlerle de değerli arkadaşlarım görüşmeler yapıyorlar ve uygulamaya konulabilecek muhtemel önlemler üzerinde çalışılıyor. Bu arada reel sektörle de uyum içinde, istişare içinde yolumuza devam edeceğiz. Moral bozmaya çalışanlara, karamsarlık pompalamaya, felaket senaryosu çizmeye çalışanlara karşı milletimin özellikle dikkatli olmasını tavsiye ediyorum."
Erdoğan, konuşmasında vatandaşları dövizle alışveriş yapmamaları konusunda da uyardı. Vatandaşları telaşa kapılmamaları konusunda da uyaran Erdoğan, şunlarar. En küçük bir dalgalanma oı söyledi: "Dövizle lütfen alışveriş yapmayın. Dövize lütfen müracaat etmeyin. Paramız güçlüdür.
Yeni Türk Lirası'yla hayatınızı sürdürmeye devam edin. Hiç telaşa gerek yok. Küresel krizi kendi şahsi çıkarlarına alet etmek isteyenler, buradan çıkar sağlamaya çalışanlar olabilir. Panik havası oluşturup buradan rant elde etmeye çalışanlar olabilir. Kendi çıkarlarını Türkiye'nin çıkarları üzerinde görmek gafletine düşenler olabilir. Bunlara lütfen aldanmayınız. Sağlam bir ekonomik yapıyla, güçlü bir iktidarla, güçlü, işinin ehli, uyumlu bir kadroyla Türkiye ekonomisini bu dalgalı denizden mutlaka salim limanlara ulaştıracağız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Türkiye'nin hedefleri büyük. Türkiye'nin potansiyeli çok büyük. Türkiye'nin artık küresel ölçekte itibarı, saygınlığı çok yüksek. Bugünün Türkiye'si dünden kat kat iyi durumda. İnanıyorum ki yarının Türkiye'si de bugünden kat kat iyi olacaktır. Bu umudu canlı tutmamız, istikrarımızı korumamız ve birbirimize bağlılığımızı kaybetmememiz son derece önemli."
01.11.2008 10:49:59
|